Duyuru

Çöküş
Henüz duyuru yok

Nasıl Kurtulur bu Memleket ?

Çöküş
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
yeni mesajlar

  • Nasıl Kurtulur bu Memleket ?

    Forumumuz Trabzonspor, konumuz Trabzonspor, derdimiz, aşkımız, sevdamız Trabzonspor ama başlık nasıl kurtulur bu memleket? Moda olan bir giriş yaparsak denebilecek en güzel laf; hobaaaaaa!...

    Evet değerli arkadaşlarım, kardeşlerim. Ben garip Ertan'a sevgili Recep ALKAN kardeşimiz rica etti, bende emir telakki ettim. Zaten emekliyim, dilim şişmiş. 10 yıllık öğretmenlikten sonra birilerine birşeyler söylemem, anlatmam lazım. Duramıyorum ki susmadan, tabiiki emir olacak benim için, yazmalıyım. Eee güzel de konu ne olmalı? Yalçın, Serdar, Yaşar dururken benim amatör ruhla futbol yorumlamam tabiiki gerçekçi olmaz. Bende kendime ait birşeyler karalamalıyım, bilgi vermeliyim. Neler yapılacağı konusunda kendimle düşüne düşüne ilk yazı deneyimime memleket meselesi yazarak başlamaya karar verdim. Hayırlı olsun diyerek başlayalım bakalım...

    Konu memleket meselesi, siyaset değil. Öncelikle bunu yazmalıyım zira ilerleyen zamanlarda mutlaka eksen bu tarafa kayıyor, sebepte yetkilerin kullanımı olduğundan mütevellittir, ama yalan yok asli unsur siyaseti sevdiğimizdendir.

    Avrupalı'lardan veya Kuzey Amerikalı'lardan ki onlarda Neoavrupalı olurlar, ne farkımız varda bizler doğulu olarak vasat veya vasataltı bir halde iken neden onlar üst düzey yaşam sürüyorlar? Neden bizler bu coğrafyada birbirimizle kavgalı iken onlarda sorun yok? Neden burada başka iken oralara gidince bizde onlar gibi, onlarda buraya gelince bizim gibi oluyorlar?

    Aslında o kadar çok soru var ki böyle buraya yazamadığım, anlatamam. Hatta bunları okurken sizlerin bile aklından geçen bir sürü soru olacaktır bolca merak ettiğiniz ve cevabını veremeden gülümsediğiniz. Birçoğumuzun akrabası, eşi-dostu vardır burada Alamanya şöyle-böyle, gavur böyle değil, biz orda böyle yapınca anamızı belliyorlar deyipte kendi eleştirdiğini gülerek yapan. Bu aslında bizim memleket meselesinin temel problemi. Aslında ve temelinde yatan iki problemden birinin ilki bu. Bir nevi sosyolojik sorun, görünürde olan maddi sorunlar. Maddi deyince aklımız hemen parasal konulara gidecek belki ama maddi kelimesinin karşılığı "Elle tutulan, gözle görülen" olduğu için hemen düzeltme yapalım, müdahale edebileceğimiz, karşılık bulunabilecek olgular bunlar. Trafikte canavarlaşmak, çevreye zarar vermek gibi. Birde işin manevi boyutu var ve burda da hemen bir girdi yapalım, manevi ile uhrevi veya dini kavramları birbirine karışmasın. Maneviden kastımız hepimizinde anlamasını istediğimiz gibi, kişinin öz benliği vasıtasıyla, doğru karar verebilme yetisiyle ulaştığı düzgünlük seviyesidir. İşte üzerinde durulması gereken ve memleketi kurtaracak unsurda burada. Yoksa o trafik canavarını ortadan kaldırarak ta sorunu çözebilirsiniz ama bataklığı asla kurutamazsınız.

    Konunun ilk girişinden çıkaracağımız sonuca göre bizlerin batılı medeniyetlerden doğru bakıldığında eksik olan tarafımızın maneviyat olduğu açıkça belli olmaktadır. Ben buna biraz daha iğne batırarak devam etmek istiyorum ve poker de olduğu gibi, görüyorum ve arttırıyorum. Bence bizim doğu toplumlarında olmayıp ta onlarda olan en büyük ama en büyük eksiklik, tırnak içinde ve büyük harflerle yazayım, "AHLAK" tır.

    İşim gereği birçok kez yurtdışına seyahat ettim, ve çok farklı kültürler tanıdım. Hatta bu yazıyı yazdığım günün akşamı dahi yurtdışına yolculuğum var, sizler burayı okurken belki de ben yine yurtdışında olacağım. İnanın bana, bizim bizden ileri medeniyetlerden veya toplumlardan ahlak dışında alabileceğimiz herhangi bir vasıf yok. Aslında bu bir itiraf belki, belki de bizi biz yapan en önemli vasfın eksikliğini haykırmak ama hakikaten bizim memleketimizin tek eksiği ahlak.

    Meslek hayatım boyunca birçok insan tanıdım, birçok öğrenci yetiştirdim. Gerek arkadaşlar arasında, gerekse farklı mecralarda konu memleket meselesine gelince hepimizin bir fikri olduğu meydana çıktı. Herkes mutlaka birşeyler söyledi, isim verdi, adres gösterdi. Nasıl kurtulur bu memleket dediğimizde hepimizin birer cevher olduğu ortaya çıktı. Ne kadar güzel değil mi, herkes sorunun farkında, herkesin bilgisi var. Fakat aslında burada bile bir Ahlak eksikliği var. Herkes birşeyler söylüyor. Mesela Cumhurbaşkanı şunu yapsın diyen var, başbakan bunu yapsın, Genelkurmay başkanı şöyle etsin, ana muhalefet partisi başkanı bunu eylesin vırt-zırt. Kimse de demiyor ki arkadaş, "Ben ne yapmalıyım?" diye. Hep adres başkası, hep suçlu birileri, hep bana dokunmayın, beni ellemeyin, hep sorunun parçası olmalar, hep çözümden korkanlar. Avrupalı ile aramızdaki makas açıklığı işte bu yüzden gün geçtikçe açılıyor. Zaman hep aleyhimize işliyor ve biz hala kısır döngülerin içinde, korkak bir vaziyette ve kendi içinde yaşamaya devam ediyoruz. Hep kafamız önde, etrafına bakmadan, çevresini gözlemeden devam ediyoruz. Bu işin görünen ve yobaz kısmı. Ahlaksızlık deyince de yine yanlış anlaşılmasın, belden aşağı durumlardan bahsetmiyorum ben. Ahlak demek, adaletli olmak, eline-beline-diline sahip olmak, kendine istemediğin şeyi başkasına diretmemek ve en önemlisi empati yapmaktır. Bunları yaparsak ahlaklı oluruz, yoksa grekoromen ahlak, ahlak değil, bizzat akıl seviyesinin mertebesidir. Mantık, oraya kadar yükselebilmiş demektir.

    Teşhisi yaptık ama bataklığı da kurutmak lazım, değil mi? Tabiiki evet ama nasıl olurda biz bu duruma geldik ağalar, beyler, neden böyle olduk diye düşününce çokta zorlanmayız aslında. Hani yukarda bahsetmiştim ya, Avrupalılardan alacağımız tek vasfın AHLAK olduğunu söylemiştim ya; aslında bizim bu halde olmamızın tek sorumluları da şimdi ahlak bekçiliğini! yapan avrupalıların zamanındaki ahlaksızlıkları. Şunu gördüm, ne kadar batıya giderseniz o kadar insani vasıflar eksiliyor, ne kadar doğuya giderseniz o kadar insan masumlaşıyor, saflaşıyor. Doğu insanının kendine özgü bir saflığı, temizliği var. Batı insanının da bir o kadar cinliği, aklını kötüye kullanması var. Avrupalıların bunu erkenden farketmeleri neticesinde Doğu'yu zamanında ele geçirdiler ve artık 20. YY. en büyük değeri enerji olması neticesinde petrol ve doğalgaz ile de bunu perçinlediler. Yani buradaki kaynaklar bitip, yeni enerji sayfaları açılmadıkça da ellerindeki kozu kolay kolay bırakmayacaklar. Bizler de bu zamana kadar kavga dövüş yaşayacağız. Bunu bilen Avrupalıların ve Neoavrupalıların erken zamanda yaptıkları, buraya dikkat! "Beyinlerde Devrim" neticesinde bizler saflığımızın kurbanı olduk. Bizler o devrimi kendi beyinlerimizde yapamadık ve kendi kalemize attığımız golle maçı 0-1 geride götürüyoruz.

    Şimd gelelim tedavi kısmınaaa...

    Nasıl kurtulacak bu memleket derken aslında ne kadar dolu bir cümle kullanıyoruz. Cahit Sıtkı'nın Otuzbeş Yaş şiiri gibi, yada Ömer Hayyam'ın dörtlükleri gibi, veya Zeki Müren'in böyle bir kara sevda şarkısı gibi içi dolu, yüzeysel olmayan ve sorulduğunda beynine fırtınalar estiren, gözünü kapattığında aklına milyonlarca resim sığdırabilen cümleler bunlar... Nasıl kurtuluruz sorusu kısa ve kolay ama cevabı ve yorumu zor bir tespit. mümkün olduğunca kısa ve net yazmaya çalışacağim ve mikrodan makroya doğru gideceğim;


    Önce bireysel olarak doğru insan olacağız. başkası memlektim için ne yapsından ziyade, BEN NE YAPABİLİRİM demeliyiz. ben doğru olursam işin yarısını hallederim.

    Sonra ilk olarak ailemize,çevremize, yakınımıza doğru davranacağız. Ben doğru insan olmalıyım diyeceğiz ve başkalarının yanlışları bizi yolumuzdan saptırmamalı, başkasına göre kendimizi bozmamalıyız.

    Daha sonra iyi çocuk yetiştirmeliyiz. En önemli nokta da bu zaten, kendimizi düzeltemiyorsak bile çocuklarımıza hayatımızı gerekirse feda edeceğiz.

    En son olarak ta ahlak ve doğruluğu mümkün olan en uç noktalara kadar yaymalıyız ki toplumsal olarak ileri gidebilelim.

    Tedaviye bakınca zor gibi durmuyor ama unutmamak lazım ki, taşları aşındıran suyun gücü değil, devamlılığıdır. Devamlılık olmazsa zincir kopar ve bir zincirde en zayıf halkası kadar sağlamdır.


    Beyinlerde Devrim yapmalıyız gençler. Önce kendimiz inanmalı, öncü olmalıyız. Geleceğimiz için feda edilecek birileri varsa o biz olmalıyız, BEN demeliyiz.

    Ben ilk sıraya kendimi yazıyorum. Sizde beyninizde devrimi yapabiliyorsanız beni ikinci sıraya atabilirsiniz. Ne kadar sona düşersem o kadar sevinirim. Ne demiş şair;

    Ben yanmasam,
    Sen yanmasan,
    Biz yanmasak,
    Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..
    En son düzenleyen Ertan ARTAN; 14.09.17, 17:52.

  • #2
    taşları aşındıran suyun gücü değil, devamlılığıdır.

    Şu cümle tüm yazının özeti konumunda...

    Ertan Abi, sert, sağlam ve farklı bir giriş yaptın...

    Eline yüreğine sağlık...

    Devamının da gelmesi umudu ile...
    Hak aramak ve eleştirmek, küfrederek, hakaret ederek, karşındakini aşağılayarak olmaz.
    Eleştiri ciddi emek isteyen bir sanattır.

    Yorum yap


    • #3
      Kalemine sağlık abim. Çok güzel bir konuya değinmişsin. Ben insanım diyen herkeste olması gereken bir vasıf olmalıdır ahlak.
      Ve toplumların yaşantısına şekil veren en önemli olgudur .
      O nedenle çocuk 6 aylıkken verilmeye başlanır eğitimi, ölene kadar devam eder.
      Ahlâkî değerlerin unutulmadığı bir toplumda ahlaklı bireyler yetiştirebilmeyi başardığımız an zaten gelişmişliğin en önemli basamağını da atlamış olacağız .
      Med-cezir yaşamak istemeyen,içindeki MUSA'yı büyütmeli ,o vakit firavun zaten ölmüş olur...

      Yorum yap


      • #4
        Yaşar Hocam, burada en önemli görevlerden bir tanesi de öğretmenlerimize düşüyor.

        Sizlere de bu bahane ile başarılar dileyelim....
        Hak aramak ve eleştirmek, küfrederek, hakaret ederek, karşındakini aşağılayarak olmaz.
        Eleştiri ciddi emek isteyen bir sanattır.

        Yorum yap


        • #5
          Bence ilk iş aileye düşüyor, bize düşüyor. Evde birlik varsa Babadan, dirlik varsa Anadan'dır.

          Bunu ilk öğretmek bizim işimiz. Daha sonra öğretmenlerin işi ama işini hakkıyla yapan öğretmenlerin işi. Öyle maaş kaygısıyla yapılacak bir meslek değil öğretmenlik. Doktorluk, öğretmenlik ve askerlik gönül mesleğidir. Gönülden birşeyler vermezseniz kaybeder, kaybettirirsiniz.

          Önce biz yapalım, sonra öğretmenlerle birlikte yine bizler ve sonunda kendileri kendi ayakları üzerinde durmalılar.

          Yorum yap


          • #6
            İyi Kemalist yetiştirmek istedik,
            İyi Marksist yetiştirmek istedik,
            İyi Ülkücü yetiştirmek istedik,
            İyi Müslüman, "dindar nesil" yetiştirmek istedik,
            İyi bürokrat, iyi teknokrat, iyi demokrat hasılı ne varsa yetiştirmek istedik...

            İyi insan yetiştirmek gibi bir amacımız hiçbir zaman olmadı.
            Bir "âh" ile bu âlemi virân ederim ben!

            Yorum yap


            • #7
              Aslı Poetricus tarafından gönderilmiş Mesajı göster
              İyi Kemalist yetiştirmek istedik,
              İyi Marksist yetiştirmek istedik,
              İyi Ülkücü yetiştirmek istedik,
              İyi Müslüman, "dindar nesil" yetiştirmek istedik,
              İyi bürokrat, iyi teknokrat, iyi demokrat hasılı ne varsa yetiştirmek istedik...

              İyi insan yetiştirmek gibi bir amacımız hiçbir zaman olmadı.
              En büyük eksikliğimiz de bu değil mi zaten hocam? İnsan olmayı becerememek...
              En son düzenleyen Ertan ARTAN; 15.09.17, 21:13.

              Yorum yap


              • #8
                Aslı Poetricus tarafından gönderilmiş Mesajı göster
                İyi Kemalist yetiştirmek istedik,
                İyi Marksist yetiştirmek istedik,
                İyi Ülkücü yetiştirmek istedik,
                İyi Müslüman, "dindar nesil" yetiştirmek istedik,
                İyi bürokrat, iyi teknokrat, iyi demokrat hasılı ne varsa yetiştirmek istedik...

                İyi insan yetiştirmek gibi bir amacımız hiçbir zaman olmadı.
                Veli toplantılarında velilerime sürekli söylediğim tek şey çocuklarına "düzgün insan " olabilmeyi öğretmek gerektiğidir.

                Insanlar dersleri bir şekilde öğrenirler veya öğrenemezler . Zaten herkes okuyup saygun meslek sahibi olamaz. Memlekete çöpçü de , esnaf da , marangoz da lazım. Ama en önemlisi yere tüketmeyen, çevreyi kirletmeyen , başkasının hakkına girmeyen , canlıları seven yani düzgün insanlar yetiştirmektir. Okulların yaptığı iş öğrencileri sürekli akademik olarak yarıştırmak yani öğretim kısmıdır. Ama asıl önemli olan eğitim kısmıdır ki doğuştan başlar, ölene kadar devam eder. Ve insanin karakteri , kişiliği, toplumdaki saygınlığını eğitimi belirler, öğretimi değil. O yüzden eğitim sistemimizin önceliği eğitim olmalı.
                Med-cezir yaşamak istemeyen,içindeki MUSA'yı büyütmeli ,o vakit firavun zaten ölmüş olur...

                Yorum yap


                • #9
                  Yazanlarin ellerine sağlık..
                  Hayatima yön vermeye siz değerli büyüklerim sayesinde devam ediyor.. O kadar alinmasi gereken mesajlar varki; inanin anlatmaya klavyeler yetmez..
                  Sizler yazdikça, biz yani daha küçük nesilleri sizlerden ilham alip kendimizce özeleştiri yapabiliyoruz..
                  Kimsin Sen? Şüphesiz Sen, Sen Değilsin!..

                  Yorum yap


                  • #10
                    Edit..
                    Kimsin Sen? Şüphesiz Sen, Sen Değilsin!..

                    Yorum yap


                    • #11
                      İyi bir kemalist , iyi bir müslüman , iyi bir ülkü sahibi alperen , iyi bir teknokrat ya da memur yetiştirme anlamında da başarılı olamadık. Çünkü idealleri olanları , abuk modern bir feodal düzenin altında ezip durduk.

                      Bir ülkenin ideolojik sarkacı , ülkeye etki eden şartlarla hareket eder ve gelen fikriyat, her zihniyet bir süreç işidir. Önemli olan kollektif biçimde hedefe yürümeyi sürdürmektir. Aşırı politize olmuş , uzak ufukları kaybetmiş , idealleri olmayan nesiller, gündelik ve süreksiz meseleler üzerine birbirini yerken , zaten dezavantajlı durumda olan bir nesilin atılım yapması gerçekten çok zor. Daha kötüsü , etrafınızda gün geçtikçe daha fazla jakoben karakterde dikteci insan kendisini, idealist ve ilerici olarak pazarlıyorsa , ülkemizin de reel politiğini kaybedip bocalıyor olmasına şaşırmamak gerek.
                      En son düzenleyen Serdar; 16.09.17, 10:06.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Yetiştiremiyoruz ve ne yazık ki her yeni nesil ile tüm değerlerimiz daha çok ayaklar altına alınıyor,
                        Kendimizden, öz benliğimizden uzaklaşıyoruz.
                        Öyle saçma bir ülke olduk ki, bir kesim Osmanlıyı, diğer bir kesim ise Atatürk'ü ceddi olarak görmüyor.
                        Öyle saçma bir ülke olduk ki, kimsenin siyasi tercihine saygı gösteremiyoruz,
                        Öyle saçma bir ülke olduk ki, birbirimize olan saygımız ve sevgimiz yok denecek noktalara geldi,

                        git gide kutuplaşıyoruz,
                        Kocaman dünyalarımızı 90 metrekarelik evlerin 10 metrekarelik odalarına sığdırıyoruz, bir yandan çoğalırken, diğer yandan ise yanlızlaşıyoruz.
                        Hak aramak ve eleştirmek, küfrederek, hakaret ederek, karşındakini aşağılayarak olmaz.
                        Eleştiri ciddi emek isteyen bir sanattır.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Adam yetiştirme muhabbeti Trabzonspor'un şampiyonluk mücadelesi gibi geliyor bana.

                          Trabzonspor nasıl ki şampiyon olmaya çalışınca önüne binlerce engel çıkıyorsa, bizlerde iyi ahlaklı nesil yetiştirmeye kalkınca çevre, medya, kötü alışkanlıklar, diziler ve yarışma programları, etrafındaki gevşek akrabalar vs.. vs..

                          Yani her anlamda bizleri bekleyen kurtlar sofrası var.

                          Ya akışına bırakıp devam edeceğiz ve Toto oynayacağız yada müdahele edeceğiz.

                          Unutmamak lazım ki kendi malimiza biz sahip çıkmazsak başkası sahip çıkar.

                          Tembellik yapmanın gereği yok. Mücadeleye sonuna kadar devam. Her zaman ve her yerde...

                          Yorum yap


                          • #14
                            Eline sağlık [MENTION=506]Ertan ARTAN[/MENTION] abim

                            Yalnız üzülerek söylemeliyim ki yeni nesil sadece ahlaki olarak değil görüş olarak daha da uç kutuplara ayrılarak geliyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise Sosyal Medya diye lanse edilen esas amacına uygun kullanilsa büyük bir nimet olan ama gel gör ki günümüzde çığırından çıkan bi dünya. Ve bu dünyayi kuşak farki muhabbetinden bilmeyen görüp tanıdikça gençlere en azından yol yordam göstermesi gereken "Büyükler" gördükleri yanlışlara kendileri de düşünce iyice salmış bi topluluğa doğru evrilmeye devam ediyoruz. Kimse kendine dokundurmaz ve kendinden başka bişey düşünmez hale geldi. Kalan sağlar bizimdir demekten başka bişey bulamıyorum ... Yada ben çok kötümser bakıyorum bilemedim.
                            "BoX TO BoX"
                            ***ULAN!***

                            Yorum yap


                            • #15
                              Benim bir fikrim var:
                              Memleketi önce kurtarıcılardan kurtaralım, sonrası bir şekilde hallolur.
                              Bir "âh" ile bu âlemi virân ederim ben!

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X